Metabolik sendrom, tek başına bir hastalık değil; bir arada bulunduklarında kalp-damar hastalığı, inme ve tip 2 diyabet riskini önemli ölçüde artıran bir grup risk etkeninin ortak adıdır. Bu risk etkenlerinin temelinde çoğunlukla karın tipi obezite ve insülin direnci yer alır.

Bir kişiye metabolik sendrom tanısı konulabilmesi için genellikle aşağıdaki beş kriterden en az üçünün bir arada bulunması gerekir:

  • Bel çevresinde artış (karın tipi obezite)
  • Yüksek trigliserid düzeyi
  • Düşük HDL ("iyi") kolesterol düzeyi
  • Yüksek tansiyon
  • Açlık kan şekerinde yükseklik

Metabolik sendromun altında yatan başlıca neden, fazla kilo ve obezite ile yakından ilişkili insülin direncidir. Hareketsiz yaşam tarzı, dengesiz beslenme ve genetik yatkınlık da tabloya katkıda bulunan diğer önemli etkenlerdir.

Metabolik sendromun yönetiminde ilk ve en etkili adım, kilo kaybı ile yaşam tarzı değişikliğidir. Vücut ağırlığının yüzde 5-10 oranında azaltılması, bu risk etkenlerinin çoğunda anlamlı iyileşme sağlayabilir. İleri derecede obez ve yaşam tarzı değişiklikleriyle yeterli sonuç alınamayan hastalarda, bariatrik ve metabolik cerrahi; kilo kaybının yanı sıra kan şekeri, tansiyon ve kolesterol değerlerinin iyileştirilmesine de katkı sağlayabilecek bir tedavi seçeneğidir.

Metabolik sendrom şüphesi durumunda kapsamlı bir değerlendirme için hekiminize başvurmanızı öneririz.